Türkiye'de şu anda yürürlükte olan ve tüm tek kullanımlık plastikleri kapsayan genel bir yasak yok. Mevcut durumda yürürlükte olan şey, plastik poşetlerin ücretlendirilmesi. Zorunlu depozito yönetim sistemi için yapılan düzenleme henüz yaygınlaşmış değil. Bu noktada Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın 'Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağı' 11 Mart 2026'da görüşe açıldı. Taslak kabul edilirse; çatal-bıçak, tabak, pipet, karıştırıcı, bazı EPS (strafor) gıda kapları, tamamen plastik bardaklar ile bazı diğer ürünler için piyasaya arz yasağı gelecek. Bunun 'yasaklama yönünde somut mevzuat hazırlığı yapılıyor' şeklinde anlaşılması gerek. Şu an için bir üretim yasağı olmayıp piyasaya arz yasağıdır diyebiliriz.

Akla ilk gelenler plastik poşet, pipet, tek kullanımlık çatal-bıçak-kaşık, tabak, bardak, kapak, karıştırıcı ve paket servis kaplarıdır. Daha az fark edilen ama çok yaygın olanlar ise ıslak mendil, sigara filtresi, plastik kaplı karton bardaklar, streç film, küçük hacimli içecek ambalajları, kargo poşetleri, hazır gıda kapları ve bazı hijyen ürünleridir. Türkiye'de bakanlığın taslağı da benzer şekilde geniş bir ürün grubunu kapsamaktadır.

Küresel ölçekte tek kullanımlık plastikler toplam plastik üretiminin yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor. Bu oran ne kadar büyük bir hacimden söz ettiğimizin ispatı. Türkiye'de de durum aynı. Ülkemizde henüz ürün bazında güncel ve kamuya açık bütünlüklü bir tüketim envanteri bulunmuyor. Mevcut teknoloji ve politika araçlarıyla daha iddialı bir dönüşüm yapılırsa plastik kirliliğinin 2040 yılına kadar yüzde 80 oranında azaltılabileceğini biliyoruz. Bu hedef ancak plastik üretimi kısıtlanırsa gerçekleşebilir. Bu nedenle tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, sadece sembolik değil sistemik etki de yaratabilecek bir müdahaledir.

Temel fark, kullanım süresi ile çevrede kalıcılık arasındaki büyük çelişkidir. Bu ürünler çoğu zaman birkaç dakika veya birkaç saat kullanılmalarına rağmen çevrede onlarca hatta yüzlerce yıl kalabiliyor. Ayrıca ekonomik değerleri düşük olduğu için ayrı toplama ve geri dönüşüm sistemlerinde çoğu zaman etkin biçimde toplanamadıkları için doğaya sızma riskleri artıyor. Deniz çöplerinin yüzde 80-85'ini plastikler oluşturuyor ve bunun yaklaşık yarısı tek kullanımlık ürünler oluyor. Başka bir deyişle, sorun sadece plastik olmaları değil kısa ömürlü, çok yaygın, düşük değerli ve çevreye kolay karışan bir akış oluşturmaları.

Bu konuda bilimsel tablo iki parçalı. Bunlardan birincisi, mikroplastiklerin denizlerde, iç sularda, toprakta, gıdada, içme suyunda ve insan dokularında bulunduğuna dair güçlü kanıtlar olması. İkincisi ise bunların insan sağlığında hangi dozda, hangi parçacık tipiyle ve hangi mekanizmayla hastalık yaptığına dair artan ama hâlâ tam anlamıyla kesinleşmemiş kanıtlar bulunması. Yeni çalışmalar, mikroplastik ve nanoplastiklerin bazı insan dokularında saptandığını gösteriyor. Örneğin damar içi karotis plaklarında bulunan partiküllerin kalp krizi, inme veya ölüm riskinde artışla ilişkili olabileceği belirtiliyor. Yani "Hiç risk yok!" demek doğru olmadığı gibi "Her hastalığın nedeni kesin olarak mikroplastiktir!" demek de bilimsel olarak mümkün değil. Ancak plastikleri, içerdikleri 16 binden fazla kimyasalla birlikte düşündüğümüzde (bu kimyasalların kanserojen, hormon bozucu ve davranış bozukluğuna neden olduğunu gösteren araştırmalar var.) çok sayıda güncel sağlık problemiyle ilişkili olduğunu söylemek mümkün. Yapılan bazı çalışmalar plastiklerin Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklarla ilişkisini ortaya koyarken bazı çalışmalar da özellikle ergenlik problemleri yarattığına dair kanıtlar sunuyor.

Evet, yaratabilir. Tek kullanımlık olarak tasarlanan ürünlerin tekrar tekrar kullanılması, özellikle gıda ile temas eden ürünlerde fiziksel aşınmayı, sıcaklık ve deterjan etkisiyle kimyasal geçiş riskini ve mikrobiyal kontaminasyonu artırabilir. Özellikle sıcak içecek bardakları, take-away kapları ve ince plastik ambalajlar bu açıdan sorunlu olabilir. Burada risk yalnızca mikroplastik salımı değil; katkı maddeleri, plastikleştiriciler ve yüzey bozulmasıyla ilişkili daha geniş bir maruziyet tablosudur. Ancak her ürün için risk düzeyi aynı değildir. Burada belirleyici olan; malzeme tipi, sıcaklık, kullanım süresi ve malzemeyi tekrar kullanma biçimidir.

Kısa vadede kamusal alanlardaki çöp yükü, kıyılardaki çöpler ve belediyelerin temizlik maliyeti azalır. Orta vadede deniz ve toprak ortamına giren plastik sızıntısı düşer ve özellikle paket servis ve tüketim kaynaklı dağınık atık baskısı azalır. Uzun vadede ise mikroplastik oluşumunun ana kaynaklarından biri gerilemiş olur; ekosistem baskısı hafifler ve insan maruziyeti azaltılabilir.

Tek kullanımlık plastikleri ciddi biçimde sınırlayan 3 ülke; Ruanda, Hollanda ve Kanada olarak sıralanabilir.

Ruanda: 2008'den beri çok sıkı plastik poşet yasağı uyguluyor; 2019'da tek kullanımlık plastikleri daha geniş biçimde aşamalı olarak kaldıran çerçeveyi güçlendirdi.

Hollanda: Yalnızca yasak değil, yeniden kullanım mantığı kurdu; takeaway ürünlerde ücretlendirme, yeniden kullanılabilir alternatif sunma zorunluluğu ve mekânda tüketimde plastik içeren tek kullanımlık bardak/kap yasağı getirdi.

Kanada: Plastiği tehlikeli malzeme olarak nitelendirdi.

Bu üç örnek, yasağın tek başına değil, yeniden kullanım + ekonomik araçlar + uygulama disiplini ile daha etkili olduğunu gösteriyor. Ayrıca Avrupa Birliği'de (AB) plastikler ve mikroplastikler konusunda tek kullanım yasağından sim gibi plastiklerin yasaklanmasına kadar sıkı ve planlı bir kısıtlama uyguluyor. Bunun dışında içerisine kasıtlı olarak mikroplastik eklenen kozmetik ürünler de yasak kapsamında. Şu sıralar AB, plastik atık ihracatına kısıtlama programı uyguluyor. Bu kapsamda OECD dışı ülkelere atık ihracatı kısıtlandı. Ancak OECD ülkelerine belirli kriterlerle devam ediyor.

Hedef sadece bazı ürünleri yasaklamak olmamalı. Hedef tek kullanımlık plastikleri kaynağında azaltan, yeniden kullanımı varsayılan seçenek haline getiren, üreticiye mali sorumluluk yükleyen ve veriye dayalı çalışan bir sistem kurmak olmalı. Özellikle HOREKA (Hotel-restoran-kafeterya) sektöründe aşamalı yeniden kullanım hedefleri, depozito sistemleri, eko-modüle (ürünün çevreye etkisine göre vergilendirme) edilmiş üretici katkı payları ve düzenli raporlama gerekli. Daha geniş çerçevede ise plastik atık ithalatı yasaklanmalı, toplam plastik üretimi kademeli olarak azaltılmalı ve yeni petrokimya yatırımlarına verilen teşvikler sonlandırılmalıdır.

Tam anlamıyla plastiksiz bir Türkiye hedefi kısa vadede gerçekçi değil. Ayrıca kimse çıtayı en tepeye koyan böyle bir talepte bulunmuyor. Çünkü sağlık, altyapı, ulaşım ve sanayide plastiğin hemen yerini alabilecek çözümler henüz hazır değil. Buna karşın bir plan dahilinde plastiksizleşmek oldukça mümkün. Tek kullanımlık plastik bağımlılığının çok büyük oranda azaltıldığı bir Türkiye hayal değil. Ülkemiz şu anda bu hedefe yakın olmasa da başlangıç noktası oluşmuş durumda. Örneğin poşet ücretlendirmesinin varlığı, depozito sisteminin kurulması, yol haritasının yayımlanması ve tek kullanımlık plastik taslağının kamuoyuna açılması önemli konular. Sorun, bu adımların henüz parçalı ve eksik olması. Gerçek ilerleme için odak, "plastikten tamamen çıkış" sloganından çok, gereksiz tek kullanımlıkları hızla azaltmak, yeniden kullanımı büyütmek ve üreticiyi sistemin mali sorumluluğuna dahil etmek olmalıdır.

Hazırlanan taslak önemli bir başlangıç olsa da, henüz güçlü bir dönüşüm mevzuatı seviyesinde değil. Öncelikle tek kullanımlıklar yasaklanmalı sonra da diğer zaruri olmayan plastik ambalajlar yasaklanarak yeniden kullanım, tekrar doldurma ve çok kullanımlık sistem ve tasarımlara geçilmelidir. Bunun yapılması gayet olasıdır.

*"Nicel azaltılacak" deniyor ama ne oranda, hangi yıl ve hangi sektör için olduğu yazmıyor.

* Üreticilere atık toplama, temizleme ve sistem finansmanı için yeterli net yük bindirilmiyor.

* Odağın piyasaya arzda olduğu görülüyor. Oysa iç piyasaya yönelik üretimin de azaltım mantığına girmesi gerekir.

*Kapsam boşlukları nedeniyle bazı yaygın tek kullanımlık türler (köpük tabldotlar gibi) dışarıda kalabiliyor.

*Veri ve raporlama altyapısı daha güçlü kurulabilir.

BURSA'da oto tamircisinde çırak olarak çalışan A.K. (17), görüntülü konuşan ustasının cep telefonuna baktığı gerekçesiyle darbedildi. O anlar iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.



Haberin Tamamı (Haberturk)