Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir

23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Türk milletinin kendi kaderini eline aldığı tarihi bir dönüm noktasıdır. Padişahlık ve halifelik otoritesinin yerine halkın iradesini koyan bu yapı, laiklik yolundaki en büyük kurumsal adımdır. laikturkiye.com olarak bu yazıda, meclis hükümetinden parlamenter sisteme uzanan egemenlik yolculuğunu inceliyoruz.

Meclis’in Kuruluşu ve Bağımsızlık Mücadelesi

Milli Mücadele'nin en zorlu günlerinde meclisin açılması, mücadelenin 'şahsi' değil 'milli' bir karakter taşıdığını göstermiştir. Meclis, sadece düşmanı yurttan kovmak için kararlar almamış, aynı zamanda yeni bir devletin temellerini de atmıştır. 1921 Anayasası ile ilan edilen 'Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir' ilkesi, teokratik bir yönetimden halkçı bir yönetime geçişin ilk yazılı belgesidir.

Laiklik ve Milli Egemenlik İlişkisi

Milli egemenlik ile laiklik birbirini tamamlayan iki kavramdır. Egemenliğin kaynağının ilahi bir otoriteden alınıp millete verilmesi, devletin laikleşme sürecinin başlangıcıdır. laikturkiye.com verilerine göre, halk iradesinin üzerinde hiçbir gücün tanınmadığı bir sistemde, yasaların dini kurallara değil, milletin ihtiyaçlarına ve bilime göre yapılması esastır.

  • Yasama Yetkisi: Millet adına kanun yapma yetkisinin sadece seçilmiş temsilcilerde olması.
  • Denetim: Yürütme organının halkın temsilcileri tarafından denetlenebilir olması.
  • Temsilde Adalet: Toplumun her kesiminin meclis çatısı altında sesini duyurabilmesi.

Cumhuriyet ve Demokrasinin Güvencesi Olarak Meclis

TBMM, sadece bir bina değil, Türk demokrasisinin kalesidir. Cumhuriyet’in ilanından sonra gerçekleştirilen tüm devrimler, bu meclisin çatısı altında yasalaşmış ve toplumsal kabul görmüştür. Bugün de parlamenter geleneğin ve demokratik denetimin korunması, laik cumhuriyetin bekası için elzemdir. Güçlü bir meclis, güçlü bir hukuk devleti demektir.

Sonuç olarak, 1920 ruhunu korumak, milli egemenliğe sahip çıkmak ve laiklik ilkesini her türlü tartışmanın üzerinde tutmak, her Türk vatandaşının asli görevidir. Milli egemenlik, bizi çağdaş dünyaya bağlayan en güçlü köprüdür.