İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda yapılan sözleşmeye, kısmi süreli iş sözleşmesi denilir. Halk arasında part time olarak da adlandırılan kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler 4/a statüsünde uzun vadeli sigorta kollarına tabidirler. Sigortalarının yaptırılması zorunludur. Saat usulü çalışılması durumunda, her 7,5 saatlik çalışma için bir günlük prim yatırılır.
Kısmi süreli çalışmanız dolayısıyla Aralık 2006 tarihinde yapılan sigortanız kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumuna prim günü bildirilmişse, bu tarih sigorta başlangıcınız olarak kabul edilir. O dönemde 28 gün çalıştığınızı belirtiyorsunuz. Üniversitenizin bulunduğu il sosyal güvenlik müdürlüğüne giderek, sistemde prim günlerinizin neden görünmediğini, sigorta başlangıcı olarak neden 2011 yılının kabul edildiğini sorgulamanızı tavsiye ederim.
Sigorta başlangıç tarihi 30 Nisan 2008 öncesinde olanlar ile sonrasında olanların emeklilik yaşı ilk bakışta kadınlarda 58, erkeklerde 60 görünmekle birlikte bir nüans vardır. İlk defa sigortalı çalışmaya 30 Nisan 2008 sonrasında başlayanların normal emeklilik için gerekli 7000 prim gününü 31 Aralık 2035 tarihine kadar tamamlamaları halinde evet bu yaşlar geçerlidir. Ancak, prim gününü 1 Ocak 2036 tarihinde tamamlayanlarda bile emeklilik yaşı 1 yıl uzar. Emeklilik yaşı, prim günü koşulunu tamamlama tarihine göre 2036’dan itibaren her iki yılda 1 yıl artar. Bu açıdan hakkınızı mutlaka aramalısınız.
Kısmi süreli iş sözleşmesiyle (part time) çalışanlar, ay içinde eksik günlerini, çalıştıkları dönemde isteğe bağlı sigorta primi ödeyerek tamamlayabilirler. İsteğe bağlı sigorta normalde 4/b (BAĞ-KUR) kapsamında sayılırken, kısmi süreli çalışanlarınki 4/a (SSK) statüsünde değerlendirilir.
Çalışırken isteğe bağlı sigorta ile eksik günlerini tamamlayamayanlar için ise 25 Şubat 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 Sayılı Kanunla sonradan hak tanınmıştır. Buna göre, 25 Şubat 2011 tarihinden sonraki sürelere ilişkin olmak üzere, 4857 Sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlar, kısmi süreli çalıştıkları aylara ait eksik süreleri borçlanma yoluyla tamamlayabilirler. Borçlanma yapabilmek için kısmi süreli sözleşme yapılmış olması, kısmi süreli sözleşme kapsamında 25 Şubat 2011 tarihinden sonra çalışılması ve kısmi süreli çalışılan ayda eksik gün bulunması gerekir. Örneğin yılın 6 ayı kısmi süreli çalışıp, geri kalan aylarda çalışılmamışsa sadece çalışılan aylardaki eksik günler için borçlanma yapılabilir.
Sizin durumunuza gelince, kısmi süreli çalışmalarınız 25 Şubat 2011 tarihinden önceye ait olduğu için eksik günler için borçlanma yapamazsınız. Kısmi süreli çalışmalarınız bu tarihten sonraya ait olsaydı 6 ayda 28 gün çalıştığınıza göre, geri kalan 152 gün için borçlanma yapabilirdiniz.
İlk sigortanızın yapıldığı 29 Nisan 2008 tarihinde prim günü bildirilmişse oldukça şanslısınız demektir. Yukarıda anlattığımızın aksine, prim gününü 2036 yılından sonra da tamamlasanız emeklilikte 60 yaşa tabi olacaksınız. Prim gününü geç tamamladığınız için emeklilik yaşınız artmayacak.
Sigortasız çalışanların hizmet tespiti davasını 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açması gerekir. Hak düşürücü süre, işten ayrılma tarihinde başlar.
Sigortasız çalışılan bir iş yerinde sonradan sigorta yapılmışsa en son işten ayrılma tarihi hak düşürücü sürenin başlama tarihi kabul edilir. Bu haktan yararlanabilmek için sigortasız çalışma sonrasında kesintisiz çalışma devam ederken sigortanın yapılmış olması gerekir.
1996-2002 yıllarında yarıyıl ve yaz tatillerindeki çalışmalarınızla ilgili hizmet tespiti davasını 5 yıllık hak düşürücü sürede açmadığınız için açacağınız dava reddedilir, sonuç alamazsınız.
Beyanname yükümlülüğü işçinin beyaz yakalı veya mavi yakalı olduğuna bakılmaksızın gelir durumuna göre belirleniyor. 2025 yılındaki kazancından dolayı bu yıl mart ayında beyanname vermesi gereken işçiler şöyledir:
-Tek işverenden aldığı vergiye tabi ücret geliri 4.300.000 TL’yi aşanlar,
-Birden fazla işverenden vergiye tabi ücret geliri elde edenlerden, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerin toplamı 330.000 TL’yi aşanlar,
-Birden fazla işverenden vergiye tabi ücret geliri elde edenlerden, birinci işverenden aldıkları ücret geliri dahil olmak üzere aldıkları ücretlerin toplamı 4.300.000 TL’yi aşanlar,
-Ücretlerini yabancı bir ülkedeki işverenden doğrudan doğruya alanlar,
-İstisnadan faydalanmayan yabancı elçilik ve konsolosluk memur ve hizmetlileri,
-Ücretinden vergi kesintisi yapılmamış kişiler.
En çok karışıklık birden fazla işverene bağlı çalışanlar ile yıl içinde iş değiştirenlerde yaşanıyor. Sizin iki işverenden aldığınız ücretlerin her birinin toplamı 330 bin liranın altında kaldığı için beyanname vermeniz gerekmiyor.
Şayet her bir işverenden 335.000 TL alsaydınız, başka bir deyişle iki işverenden aldığınız ücretler de ayrı ayrı 330 bin liranın üzerinde olsaydı beyanname vermeniz gerekirdi.
Beyannamede gider gösterebilmek için eğitim ve sağlık harcamalarına ilişkin fatura alınmış olması gerekir. Kasa fişi bile belge olarak kabul edilmez. Banka hesabındaki harcama dökümünün ise hiçbir önemi yoktur.
Haberin Tamamı (Haberturk)
Yorumlar (0)
Bir yorum bırakın:
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!